Emekli maaşı, çoğu insan için hayatının en öngörülebilir geliridir. Her ay aynı tarihte, aşağı yukarı aynı miktarda hesaba geçer. Bu öngörülebilirlik bankaların gözünde emekliyi "iyi müşteri" yapar; ama aynı öngörülebilirlik, kredi çekildikten sonra emeklinin elini kolunu bağlayan şeye de dönüşebilir. Çünkü sabit gelirde beklenmedik bir gider çıktığında imdada yetişecek fazladan bir mesai, prim ya da ek iş genellikle yoktur. Emeklilik kredisi riskleri dediğimizde tam olarak burayı, yani "geliri artıramayan birinin borç yükünü artırması" durumunu konuşuyoruz.
İkisi birlikte oluyor, işin tuhaf tarafı da bu. Kredinin alınması kolaylaşır, taşınması zorlaşır.
Kolaylaşmasının nedeni açık: emekli maaşı devlet kaynaklı ve düzenli bir ödeme olduğu için banka tahsilat riskini düşük görür. Maaşını o bankaya taşıyan emekliye promosyon, daha hızlı onay, bazen daha uygun faiz sunulur. Başvuru şartları da genellikle çalışan bir kişiye göre daha az evrak ister.
Zorlaşmasının nedeni ise şu: kredi taksidi belirlendiğinde gelirin sabit olduğu varsayılır, ama giderlerin sabit kalacağı hiçbir yerde yazmaz. Sık karşılaşılan tablo şöyledir:
Yani risk kredinin kendisinde değil, kredinin bütçedeki payında saklıdır.
Pratikte kullanılan basit bir ölçü var: aylık kredi taksitlerinin toplamı, net emekli maaşının üçte birini geçmemeli. Bazı durumlarda bankanın kesinti yapabileceği üst sınır bunun etrafındadır, ama burada asıl önemli olan yasal sınır değil, sizin yaşayabileceğiniz sınır.
Kendinize şu soruyu sorun: "Bu taksiti ödedikten sonra kalan parayla ay sonunu getirebiliyor muyum, üstüne bir de kenara koyabiliyor muyum?" Kenara hiçbir şey koyamıyorsanız taksit fazladır. Çünkü tasarrufsuz bir bütçede ilk arıza, ilk hastane masrafı ya da bozulan buzdolabı, sizi doğrudan ikinci bir borca iter. Emeklilik döneminde tasarruf yöntemlerini krediden önce devreye almak, krediyi çok daha güvenli hale getirir.
Vadeyi uzatmak taksidi düşürür; bunu herkes bilir. Az bilinen kısmı, uzayan vadenin toplam geri ödemeyi ciddi biçimde büyütmesi ve emekli için özel bir sorun yaratmasıdır: borcun ömre yayılması.
48 ya da 60 aylık bir kredi, 68 yaşında çekildiğinde 73 yaşına kadar süren bir yükümlülük demektir. Bu süre içinde sağlık durumunun, bakım ihtiyacının, hatta yaşadığınız evin değişme olasılığı yüksektir. Ayrıca vefat halinde borcun ne olacağı ciddi bir konudur: kredi kapatma sigortası (hayat sigortası) yapılmışsa poliçe kapsamına giren durumlarda borç kapanabilir, yapılmamışsa borç mirasa dahil olur. Sözleşmeyi imzalamadan önce şu üç şeyi net öğrenin:
Faiz oranını karşılaştırırken de sadece aylık orana bakmak yetmez; dosya masrafı, sigorta ve toplam geri ödeme tutarı birlikte değerlendirilmelidir. İki bankanın aynı faizi verip farklı toplam maliyet çıkarması çok normaldir.
Yeni başlayan biri için en tehlikeli olanlar, borcun kendisi değil borcu yönetme biçimidir:
Hayır. Emeklinin krediyi doğru kullandığı durumlar var: çatı onarımı, zorunlu bir sağlık gideri, yüksek faizli kart borcunun daha düşük faizli tek borca dönüştürülmesi, gelir üretecek küçük bir yatırım gideri. Risk, kredinin amacı belirsiz olduğunda ve taksit bütçenin tolerans sınırını aştığında doğar.
Son yazılar